Eski Afganistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Salih: Batı bize yalan söyledi, ihanet etti

hardtalk

49 dakika önce

Eski Afganistan Cumhurbaşkanı Başkanı Birinci Yardımcısı Emrullah Salih, Taliban’ın ülkesinde yönetimi ele geçirmesinin birinci yıldönümünde, “Batı bize borçlu. Batı suçlu” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Eşref Gani yönetiminin düşmesinin ardından kendisini Afganistan Cumhurbaşkanı Vekili ilan eden Emrullah Salih, Pençşir Vadisi’nde Taliban’a karşı silahlı direniş başlattıklarını açıklamıştı.

BBC’de yayınlanan HARDtalk programına konuk olan Emrullah Salih’e, yardım kuruluşu Save the Children’ın Afganistan Direktörü Christopher Nyamandi’nin, “Şu anda anne ve babalar hangi çocuklarını doyuracakları gibi imkansız seçimler yapmak zorunda kalıyor” sözleri hatırlatıldı.

Salih “Bu durumdaki insanlara nasıl silahlara sarılıp, savaşmalarını söylersiniz?” diye sorulunca ise “Doğru olabilir ama şunu da unutmamalı; Tüm bu musibetin sorumlusu Taliban ve terör, ülkemize getirdikleri ölüm ve yıkım” yanıtını verdi: “Yani bugün ülkemde yaşanan facianın suçlusu ben ya da direniş değil, liderleri Birleşmiş Milletler (BM) ve Batı dünyasının terör listesinde yer alan Taliban. Büyük resmi gözden kaçırmamalıyız. Afganistan’ın yaşadığı facianın ve trajedinin nedeni bu insanlar”

Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinden sonra Afganistan’a yardımların kesilmesi ülke ekonomisinin çöküşünü hızlandırmıştı. Dünya Gıda Programı gibi kuruluşlar, Afganistan’daki insani krizin önlenmesi için büyük bir kaynağa ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.

Emrullah Salih

‘Batı’nın baskı yaptığına inanmıyorum’

Emrullah Salih, Taliban yönetimindeki Afganistan’a uluslararası yardım gitmesini destekleyip desteklemediği sorulunca, “Öncelikle Batı’nın Taliban’a baskı yaptığı argümanına inanmıyorum” yanıtını verdi.

Salih “Bir yandan baskı yaptılar ama bir yandan da insani yardım adı altında 1,1 milyar dolar verdiler. Bu da Taliban’ın iktidarını konsolide etmesini sağladı. Bu yardımın nasıl dağıtıldığına ve harcandığına dair Batı’nın bir denetimi olmadı” dedi.

Emrullah Salih Batı’nın yardımlara “zorlu koşullar koyması, denetlemesi ve hesap sorması gerektiğini” söylerken “Bu sözde insani yardım, Taliban’ın iktidarını sağlamlaştırmasını sağlıyor” diye konuştu.

Taliban

Kaynak, EPA

Salih “Afgan halkı ölüme terk edilmeli demiyorum. Batı’nın suçlu olduğunu, günah işlediğini ve yaptıklarının yanlış olduğunu söylüyorum. Haftada 40 milyon dolar yolluyorlar ve nereye gittiğini bilmiyorlar” diye de ekledi.

Salih “Uluslararası para akışının tarafsız kuruluşlarca denetlenmesini istediğini anlattı ve Taliban’ın gelen yardımı adil dağıtmadığını şu örnekle savundu:

“Taliban valileri, yardımı kimin alacağını seçiyorlar. Örneğin Kabil’in kuzeyindeki Parwan bölgesinde Taliban’a destek veren küçük bir yer vardı. Bu bölge 18 kez yardım aldı. Bölgenin Taliban karşıtı geri kalan kısmı iki ya da üç kez yardım aldı.” 

Emrullah Salih Hardtalk programının sunucusu Stephen Sackur’un “Ülkenin bir açlık felaketiyle karşı karşıya olduğu bir ortamda artık silah bırakma ve diyalog zamanı değil mi?” şeklindeki sorusuna ise iktidardayken Taliban’a 10 yılı aşkın süredir barış görüşmeleri ve siyasi anlaşma önerdiklerini hatırlattı.

Salih “Karşılığı ise yol kenarına konulan bombalar, kentlerde patlayan bombalar, katliamlar, suikastlar, barış süreci diye yalanlar, sahtekarlıklar, ülkenin zorla ele geçirilmesi oldu. Bunu yanlış kişiye soruyorsunuz. Bunu, Pakistan ordusu ve istihbaratının desteğiyle ülkemi ele geçiren din adamlarına sormalısınız” dedi.

‘Batı bize borçlu, Batı suçlu’

Emrullah Salih, Taliban ile sadece halkın, devletin karakterini belirleyeceği bir referandum ya da seçim takvimi ortaya koyması halinde masaya oturacaklarını ifade etti.

Salih, uluslararası toplumun Taliban’ı tanıması durumunda , “uluslararası toplumun ve Batı’nın yeni bir soğuk savaşa hazırlanmak için Afganistan’ı ve cumhuriyeti feda ettiği yönündeki komplo teorilerinin güçleneceğini” savundu.

Salih şöyle devam etti;

“Batı bize borçlu. Batı dediğim gibi suçlu. Afganların meşru bir devlet kurmalarına yardım etmeliler. Taliban’ın tanınması iç savaşı yoğunlaştıracak. Bu da katliamlara ve şimdiye dek görülmemiş şiddete yol açacak. Bir seçimi ya da referandumu garanti altına alacak bir mekanizma ortaya çıkartılırsa silahlı direnişi durdururuz. Taliban kazanırsa, tabii ki meşruiyetini kabul ederiz. Ama bir komployla iktidara gelen bir gruba teslim olmayacağız.”

Emrullah Salih “Afganistan’ın Batı’nın komplosuyla ihanete uğradığını söylüyorsunuz. Hiç mi sorumluluk kabul etmiyorsunuz?” sorusuna  “çok fazla sorumluluğu kabul ettiği” yanıtını verdi.

Ancak Salih “Ama büyük resme bakarsanız, barış süreci adına Amerikalılar aslında rejim değişikliği istedi. Vatandaşlarını Kabil Havaalanı’na götürdüklerinde Afgan devletini desteklemeyi durdurdular. Bu da güç dengesini Taliban lehine değiştirdi”  diye de ekledi.

Salih ABD ve Batı’nın 20 yıl boyunca ülkesine akıttığı milyarlarca doların da asla Afgan hükümeti ve kurumları üzerinden gelmediğini” vurguladı.

gani ve biden

Kaynak, Getty Images

‘Bize 14 Ağustos’a dek yalan söylediler’

Salih “Para özel güvenlik şirketleri, STK’lar, üstleniciler üzerinden geldi. Ayrıca Afgan kurumlarının tamamen onların varlığına bağlı kaldığı bir lojistik sistem yarattılar. Bunu General Petraus’un ağzından duyabilirsiniz. Kendisi CIA direktörlüğü, CENTCOM komutanlığı yaptı. Afganistan’da ISAF’ta görev aldı” diye konuştu.

 Emrullah Salih “Bize yalan söylendi, bize 14 Ağustos’a dek hep yalan söylendi. Haziran’da Cumhurbaşkanı Eşref Gani ile Washington’ı ziyaret ettik. Başkan Biden ile görüştük. Bize söylenen her şey yalan çıktı” ifadelerini kullandı.

Emrullah Salih sözlerini şöyle bitirdi:

“Jeopolitik hesaplamalarla, Afganistan’ı Pakistan’a bırakma kararı alan ve Pakistan’ın yarattığı kanser Taliban’ın Afganistan’ı yönetmesine izin veren Batı başkentleriyle vaktimizi harcamayacağız. Onları bize yardım etmeye ikna etmeye çalışmayacağız. Mücadelemiz Batı bundan hoşlansa da hoşlanmasa da, kendimizi ortaya koymak ve bir oyuncu olmak. Gelecekte bizimle angaje olmaya mecbur kalacaklar. Dediğim gibi, Taliban’ın iktidarı ele geçirmesine bilerek izin verdiler. Barış süreci de barış süreci değil, rejim değişikliği süreciydi.”

Comments are closed.