Musa Anter davası zaman aşımı nedeniyle düşürüldü

39 dakika ilkin

Hatice Kamer, Ankara

Musa Anter'in fotoğrafı önüne çiçekler konuyor

Kaynak, BBC Türkçe

Yazar Musa Anter’in 1992 senesinde Diyarbakır’da öldürülmesiyle ilgili dava zaman aşımı nedeniyle düşürüldü. Zaman aşımının dün dolduğu davada mahkeme, süreyi uzatarak bigün sonrasına duruşma zamanı vermişti.

20 Eylül 1992’de öldürülen gazeteci-yazar Musa Anter’in cinayetine ilişkin yargılamada mahkeme heyeti mütalaa yönünde karar alarak Anter davasının zaman aşımına uğraması nedeniyle düşmesine karar verdi.

Evrensel gazetesinin haberine gore İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı ve Musa Anter’in oğlu Dicle Anter’in avukatı Öztürk Türkdoğan, cinayetin peşinden yürütülen soruşturmanın yetersizliği nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ihlal sonucu verdiğini hatırlattı.

Bu davanın insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında değerlendirilmesi icap ettiğini belirten Türkdoğan, insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı uygulanamayacağını belirtti.

Yıldönümünde anıldı

Anter, cinayetin yıldönümü olan 20 Eylül’de Diyarbakır’da vurulmuş olduğu yerde ve memleketi Nusaybin’in Akarsu köyünde olmak suretiyle anıldı.

Düzenlenen iki törenin ortak vurgusu davayı bekleyen zaman aşımı tehlikesiydi.

Köydeki anmaya katılan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ”Biz bu ülkedeki savcıların, bu ülkedeki hakimlerin Saray’a bağlı çalıştığını biliyoruz. Kendi vicdanlarının sesini dinleyecek savcıların olmadığını da biliyoruz” dedi, duruşmadan çıkacak sonucu tahmin ettiklerini açıkladı. 

Davanın tıkandığı nokta, cinayeti itiraf eden kilit konumdaki Abdülkadir Aygan’ın ifadesinin alınamamasıydı.

Anter ailesinin avukatları, İsveç’te yaşayan Aygan’ın ifadesinin alınması için bir hakim görevlendirilmesi ya da web üstünden mahkemeye bağlanması için birçok kere dilekçe verdi fakat mahkeme, Aygan’ın, adres ve telefonunun tespit edilmediğini belirterek bu talebi yerine getirmedi. 

Aziz Turan adıyla İsveç’te yaşayan Aygan, Türkiye’nin İsveç’ten iadesini istediğini açıklamış olduğu 21 kişiden biri. 

Musa Anter cinayetin yıldönümünde anıldı

Kaynak, BBC Türkçe

Musa Anter’in kızı, katliam zanlısıyla yüzleşmişti

Musa Anter’in kızı Rahşan Anter Yorozlu, 2006’da, Abdulkadir Aygan ile İsveç’te yüzleşmiş, bu buluşma, gazeteci Ersin Kalkan tarafınca kitaplaştırılmıştı.

Babasının davası açısından eleştiri ifadeleri olan bu “itirafçı” tanığa İsveç’te ulaşmanın zor olmadığını söyleyen Rahşan Anter, aslolan meselenin bu cinayetin aydınlatılmak istenmemesi bulunduğunu öne sürüyor ve görüşmeden kendisinde iz bırakan bilgileri şöyleki özetliyor:

“Aygan bizlere JİTEM’de çalıştığını, cinayeti Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve Cem Ersever’in planladığını, babamı öldürmek için kurulan ekibin içinde kendisinin de yer aldığını söyledi. Aygan, babamı Hogir kod adlı Hamit Yıldırım’ın öldürdüğünü söylemiş oldu. 

“Hogir adındaki tetikçinin görevi, babamı alıp Yeşil’in beklediği yere götürmekmiş fakat babam yanlış giden bir şeyler bulunduğunu anlayınca, tetikçi kendi insiyatifiyle babamı vurduğunu anlatmış onlara. ‘Tetikçi öldürmeyip yanınıza getirseydi ne olacaktı?’ diye sorduğumda Aygan bana, ‘Vedat Aydın’a yapılanların aynısı ona da yapılacaktı’ dedi. Doğrusu işkenceyle öldüreceklermiş. Düşünün ki babamın öyleki değil de bu şekilde öldürülmesiyle teselli oluyoruz.”  

Bu yüzleşmeden sonrasında ağabeyi Anter Anter ile beraber İsveç’te savcılığa başvurduklarını, can güvenliği tehlikesi olduğundan Abdülkadir Aygan’ın Türkiye’ye iade edilmemesi için dilekçe verdiklerini söylemiş oldu. 

“Aygan, babamın davası için kilit bir isim, ‘Türkiye’ye iade edilirse dirimsel güvencesi olmaz’ dedik, ‘Eğer ifadesi alınacaksa İsveç’te yapılmalı ki başına bir şey gelmesin’ dedik. Fakat şimdiye kadar tüm çabalar sonuçsuz kaldı ve bu ifade bahane edilerek dava sürüncemede bırakıldı. Şimdi de zaman aşımından üstü kapatılıyor.”

Rahşan Anter Yorozlu, öteki tüm siyasal davalar şeklinde babasının davasından da bir karar çıkmayacağına inandıklarını söylemiş ve şöyleki devam etmişti: 

“Hepimizin ortak çabası, aslolan suçluların tutuklanıp yargılanması için. 90’ların aktörlerini tekrardan sahnede görünce, adil bir yargılamanın olamayacağını da tahmin edebiliyoruz. Her şeye karşın tüm çabamız, bu ülkede mahkemelerden adil bir karar çıktığını görmek.”

Musa Anter cinayeti ve dava süreci

72 yaşındaki Musa Anter, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’ın Seyrantepe semtinde vurularak öldürüldü. Aynı saldırıda, o gün Anter’le beraber olan akrabası Orhan Miroğlu da ağır yaralandı. 

Devletin güvenlik örgütlenmesi içindeki kişilerle de bağlantılı gizli saklı ve hukuk dışı bir yapılanma olarak yargılanan “JİTEM” davası sanıklarından Abdulkadir Aygan, “İtirafçı” adlı kitabında ve verdiği röportajlarda, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da gazeteci-yazar Musa Anter’i öldüren kişinin Hamit Yıldırım bulunduğunu iddia etmişti. 

Anter dosyasının zaman aşımına uğramasına üç ay kala Hamit Yıldırım, Diyarbakır Savcılığı’nın talimatıyla 29 Haziran 2012 tarihinde tutuklandı. 

Tetikçi olmakla suçlanan Hamit Yıldırım, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, Abdulkadir Aygan ve Emekli Albay Harp Gevrekçi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen davanın iddianamesi, 5 Temmuz 2013 tarihinde kabul edildi.

Davanın görüldüğü Hususi Yetkili Mahkeme (ÖYM) kapatılınca Musa Anter davası Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşındı ve 23 Aralık 2014’ten itibaren JİTEM Ana Davası ile birleştirildi.

8 senedir devam eden davada Mehmet Eymür, Veli Ufak, Ünal Erkan şeklinde mühim adlar şahit olarak dinlendi.

26 Eylül 2016’da SEGBİS ile ifade veren emekli tuğgeneral Veli Ufak, devrin İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli ve devrin Jandarma Genel Komutanı Burhanettin Bigalı’nın kendisini Ankara’ya çağırarak devletin kırsalda danışma eksiği bulunduğunu, mahalli danışma birimlerini Ankara’dan yönetim edecek bir birime gereksinim duyulduğunu, bunun üstüne Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’nın kurulduğunu, 1990-Haziran 1991 tarihleri içinde kendisinin komuta etmiş olduğu bu birimin lağvedilmesi ile görevinin sonlandığını söylemişti. 

Ufak, JİTEM diye bir yapılanmanın ise varolmadığını öne sürmüştü.

14 Kasım 2018 tarihinde görülen duruşmada, eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin şahit olarak dinlendi ve 1995 senesinde Iğdır İl Jandarma Komutanı’nın “Yeşil”i, “Terörist avında başarılıdır” diyerek kendisiyle tanıştırdığını söylemiş oldu.

Pekin, devletin gizli saklı servisleri adına çalışan bilinmeyen unsurlar bulunduğunu, bu tür kişilerin suikastlar ve yargısız infazlarda kullanıldığını, “Yeşil”in de devlet adına işler yaptığını dile getirdi.

Devrin OHAL Valisi Ünal Erkan da 25 Eylül 2019 tarihindeki duruşmaya katıldı sadece JİTEM’e ilişkin sorulara cevap vermedi.

Musa Anter davasının tek tutuklu sanığı olan Hamit Yıldırım ise duruşmalarda suçlamaları kabul etmedi. 5 senelik tutukluluk süresi dolduğu sebebi öne sürülerek 28 Haziran 2017’de tahliye edildi.

“Babama son bir kere veda edemedim”

Dava

Ankara’da bu dört kadının gündemi bugün görülecek Musa Anter davasıydı. Buluşmanın onur konuğu ve en yaşlısı,  Musa Anter’in kızı Rahşan Anter.

Masadaki dört hanım, babaları ve yakınları faili bilinmeyen adam öldürmeye kurban giden 28 ailenin bir araya gelmiş olarak kurduğu “Toplumsal Hafıza Platformu” üyesi. 

Rahşan Anter’in haricinde masadakiler, 1980 darbesi döneminde cezaevine götürülürken işkenceyle öldürülen yayıncı İlhan Erdost’un kızı Alaz Erdost; 1993 senesinde otomobiline bomba konularak öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu ve 1996 senesinde polisler tarafınca öldürülen Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe.

Yaşamış olduğu sıhhat sorunları nedeniyle önceki duruşmaları takip edemeyen Rahşan Anter Yorozlu’yu, duruşmadan çıkacak ‘sonucu belli’ karara hazırlamak için moral vermeye çalışıyorlar. 

Söyleşi mevzusu ise dönerek dolaşıp, yaşadıkları travmalarla iyi mi başa çıktıklarına geliyor. 

Özge Mumcu’nun evladı okula yeni başlamış ve videolarını izlediği dedesinin iyi mi öldüğünü merak etmiş. 

“Ben babamın iyi mi öldüğünü anlatamadım, trafik kazası diyerek geçiştirdim fakat okuma yazma öğrendiğinde çevreden öğrenir diye endişeleniyorum, o öğrenmeden benim bir halde anlatmam lazım” diyor ve zorlandığı bu durumu anlatırken gözleri nemleniyor. 

Babasını 5,5 aylıkken kaybeden Alaz ise, kendi deneyimini paylaşarak arkadaşının endişelerini gidermeye çalışıyor:

“Ben asla babamı görmedim, bana da babamın trafik kazasında öldüğünü söylemişlerdi, birinci sınıfta hecelemeye başladığımda, sehpanın üstündeki Gidişat dergisinde babamın fotoğrafını gördüm, hecelediğim ilk cümle ise şu oldu, ‘İlhan Erdost işkencede öldürüldü’, o sırada annem ve teyzeme baktım, hıçkırıklarla ağlıyorlardı.”

Grubun en yaşlısı Rahşan Anter Yorozlu ise babasının duruşması için desteğe gelen genç bayanların anlattıklarını gözü yaşlı dinliyor. 

“Sizden daha çok babamla yaşadım fakat ben de tıpkı sizin şeklinde son bir kere veda edemedim, insan yüz yaşına da gelse hayatındaki bu boşluk asla dolmuyor” diyor. 

Rahşan Anter Yorozlu, yaşamış olduğu yüksek stres nedeniyle, babasının öldürülmesiyle ilgili olarak 15 Eylül tarihinde Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 36. duruşmaya  katılamadı. 

Davadan o gün bir karar çıkmadı ve duruşma zaman aşımının dolmasından bigün sonrasına, 21 Eylül’e ertelendi.

Anter’in minik oğlu Dicle Anter ise 15 Eylül’deki duruşmadan sonrasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu partisinin genel merkezinde ziyaret etti ve hukuken umutlarını kaybettiklerini belirterek “Babamın davasını, ülkede hakkaniyet arayan her insanın yanında olacağım’ diyen Kılıçdaroğlu’na emanet ettim” dedi.

Comments are closed.