Salvator Mundi: Öyküsü dedektif romanlarına taş çıkaran dünyanın en pahalı tablosu nerede?

  • Caryn James
  • BBC Kültür

58 dakika ilkin

Corbis/Getty Images

Kaynak, Corbis/Getty Images

Rönesans döneminde yaşayan meşhur İtalyan sanatçı Leonardo da Vinci’nin Dünyanın Kurtarıcısı (Salvator Mundi) adındaki tablosu üstün dereceli düzeye satılmıştı. Sadece satılmış olduğu şeklinde de sırra kadem bastı.

Dünyanın en pahalı tablosu, Suudi Arabistan’da bir yerde, Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın talimatıyla kilit altında mı tutuluyor?

Sanat dünyasında kimse bunu bilmiyor.

Gözlemcilerin bir çok, tablonun Orta Doğu’da bir yerde saklandığını düşünüyor. Sadece Cenevre’de vergiden muaf bir alanda tutuluyor olabileceğini söyleyenler de var, bin Salman’ın hususi yatında bulunduğunu da.

Peki tablo, sahiden Leonardo da Vinci’ye mi ilişik? Bu da tartışmalı bir mevzu.

İsa’yı dünyanın kurtarıcısı olarak tasvir eden tablo, 2017’de Londra’daki meşhur müzayede salonu Christie’s tarafınca satışa çıkarıldığında, Leonardo’nun son eseri olarak tanıtıldı.

Tablo, 450 milyon dolara, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Türkiye’de öldürülmesini emretmekle suçlanan Veliaht Prens bin Salman’ın bir aracısına satıldı.

Sadece o zamanlarda bile Leonardo’nun tabloda birkaç fırça darbesinden başka emeği olmadığından kuşkulananlar vardı, bu kuşkular da giderek arttı.

Internasyonal bir entrika ve gizem perdesine bürünen Salvator Mundi’nin öyküsü, şaşırtıcı bir dedektif romanı şeklinde ilgi çekmeye devam ediyor.

2021’de, ‘Yitik Leonardo’ ve ‘Satılık Kurtarıcı: Da Vinci’nin Yitik Başyapıtı mı?’ adlarını taşıyan iki yeni belgesel çekildi.

Bu belgeseller, Ben Lewis’in 2019’da oldukça ses getiren Son Leonardo adlı kitabını ve yazılan düzinelerce makaleyi izledi.

1500’lü yıllardan kalan tablo, 200 yıldan fazla tarihe gömülmüş, kötü halde hasar görmüş, fena bir halde restore edilmiş ve muhtemelen bir Leonardo hayranı tarafınca, pek de fazla önemi olmayan bir yapıt olarak onlarca defa satılmıştı.

Sadece Salvator Mundi şimdi, sanat yaşamına damgasını vuran para, güç ve jeopolitikanın en mühim simgelerinden biri.

Yitik Leonardo belgeselinin yapımcılarından Andreas Dalsgaard, BBC Kültür Servisi’ne, “Belgeselin adını seçerken, tablonun ve gerçeğin yitik olmasından esinlendik. Sadece hazineler ve gömü avı şeklinde sahnelerle dolu Indiana Jones şeklinde filmler de esin kaynağı oldu” dedi.

Salvator Mundi tablosu, 2005’te New Orleans’da adı sanı pek bilinmeyen bir müzayede salonunda ortaya çıktı ve 1175 dolar şeklinde mütevazı bir fiyata iki New York’lu sanat tacirine satıldı.

Tacirler tabloyu saygı duyulan bir restorasyon uzmanı olan Dianne Modestini’ye götürdü. Tablonun üstünde senelerdir biriken kiri ve üst-üste meydana getirilen boyamaları temizleyen Modestini, bunun gerçek bir Leonardo olduğundan kuşkulanan ilk şahıs oldu.

Restoratör Dianne Modestini

Kaynak, Sony Pictures Classics/Entertainment Pictures

Kurgusu ve sanat tacirleriyle, sanat tarihçilerinden, araştırmacı gazetecilere kadar birçok kişinin görüşlerine yer vermesiyle ön plana çıkan Yitik Leonardo belgeselinde, Modestini de ana konuşmacılardan biri.

Siyah yada kırmızı çerçeveli gözlüklerinin ardındaki gözleri ve boğuk sesiyle, zarif ve etkisinde bırakan bir ekran kişiliği olmuş.

Tabloyu restore etmek için yıllarını harcayan Modestini, İsa’nın başparmağının altındaki üstü yeniden boyanmış bölümler ya da bir tek Leonardo’nun yapmış olduğu tarzda dudak kıvrımları şeklinde ayrıntılara dikkat çekerek, yakıcı bir halde tablonun gerçek bir Leonardo bulunduğunu korumak için çaba sarfediyor.

Sadece birçok uzman Modestini’nin restorasyonu abarttığını düşünüyor.

Sanat tarihçisi Frank Zöllner, Salvator Mundi’yi “Leonardo’nun stilini Leonardo’dan fazla tatbik eden Dianne Modestini’nin başyapıtı” diye vasıflandırıyor.

Uzmanların bir çok, tablonun büyük olasılıkla Leonardo da Vinci’nin atölyesinde çalışan yardımcılarının eseri bulunduğunu, meşhur sanatçının ise son rötuşları yaptığını düşünüyor. Bu, yaygın bir uygulama.

Sadece Son Leonardo kitabının yazarı Ben Lewis’in de BBC’ye söylediği şeklinde, belirsizlik öykünün her halini çekici kılıyor.

Lewis, “Kimse bunun bir Leonardo olup olmadığını bilmiyor, o yüzden siz de oyuna katılabilir ve Salvator Mundi ile kendi Da Vinci şifrenizi yazabilirsiniz” diyor.

Leonardo da Vinci'nin Salvator Mundi tablosu.

Kaynak, Ilya S Savenok/Getty Images

Tablonun kalitesi mevzusunda da değişik görüşler dile getiriliyor.

Amerikalı sanat eleştirmeni Jerry Saltz, Yitik Leonardo belgeselinde “Büyük bir Leonardo olmak şu şekilde dursun, bu iyi bir tablo bile değil” derken, tabloyu bizzat görenler bunun görkemli bir edinim bulunduğunu söylüyor.

Belgesellerdeki garip yorumların bir kısmı sanatla ilgili bile değil. Yitik Leonardo belgeselinde sanat yatırımlarıyla ilgilenen Bank of America yöneticisi Evan Beard, sanat eserlerinin genel anlamda öteki mali işlemlerin yolunda gitmemesi halinde kullanılacak bir güvence olarak satın alındığını konu alıyor.

‘Renkli kişilikler’

Tablonun 2011 senesinde Londra’daki National Gallery’de tartışmalı bir halde otantik bir Leonardo olarak sergilenmesi mühim bir dönüm noktası oldu.

Serginin küratörü Luke Syson, her iki belgeselde de bu kararını korumak için çaba sarfediyor.

Sergi, kati olmadığı halde Leonardo’ya atfedilen tablonun meşruiyet kazanmasında mühim rol oynadı.

İki yıl sonrasında bazı renkli kişiler ortaya çıktı. İsviçreli sanat taciri Yves Bouvier, tabloyu 83 milyon dolara New York’taki tacirlerden satın aldı.

Resmi Dmitri Rybolovlev adındaki bir Rus oligark için almış olduğu söyleniyordu. Bouvier bunu kabul etmedi fakat, iki gün sonrasında tabloyu 127,5 milyon dolara Rybolovlev’e sattı.

Bouvier, yaptığını “her zamanki şeklinde iş” diye vasıflandırıyor. “Ucuza alırsınız, pahalıya satarsınız.”

İsviçre yetkilileri, bazı sanat eserleri ile ilgili sahtekarlık yapmasından kuşkulandıkları Bouvier hakkında soruşturma açtı, sadece bir suçlamada bulunmadan mevzuyu kapattı.

Tablo, kısa süre sonrasında Christie’s müzayede salonuna gidecekti.

Christie’s’deki satış da iyi sahnelenmiş bir oyun gibiydi. Ilkin tabloyu değil, tabloya bakan insanların yüzündeki ifadeyi gösteren bir tanıtım videosu gösterildi. Videodakilerin bir çok bayağı insanlardı, sadece aralarında tabloya İsa’nın kendisini görmüş şeklinde saygı dolu bir ifadeyle bakan meşhur erkek oyuncu Leonardo DiCaprio da bulunuyordu.

Alıcının kimliği açıklanmadı. Sadece New York Times, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ın aracısı tarafınca satın alındığını yazınca, tablo birden jeopolitika gündemine taşındı.

O dönemde bin Salman, bazı kısıtlamaları gevşeterek Suudi Arabistan’ın imajını parlatmaya çalışıyordu.

Sanat dünyasının gözlemcileri, Salvator Mundi’nin Suudi Arabistan’da yeni bir müzenin duvarlarını süsleyeceğini düşündü, sadece tabloyu tekrar gören olmadı.

Gerçi bir ara, Fransa’nın meşhur Louvre Müzesi’nde sergilenecek şeklinde oldu. Louvre, 2019’da Leonardo’nun 500. ölüm yıldönümünde açacağı sergiye bu eseri de koymak istedi

Bu mevzuda görüşmeler yapılırken, bin Salman bizzat Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u ziyaret etti.

Sergi basına tanıtılırken, duvarda Salvator Mundi’yi bekleyen bir boşluk vardı, sadece tablo asla buraya asılamadı.

New York Times, Louvre Müzesi’nin, bin Salman’ın tablonun Mona Lisa ile aynı odada sergilenmesi ve dolayısıyla aynı statüde bir yapıt olarak gösterilmesi talebini reddettiğini yazdı.

French President Emmanuel Macron pictured in 2018 with the owner of the Leonardo, Crown Prince Mohammad bin Salman

Kaynak, Bandar Algaloud/Getty Images

Sanat dünyası birçok skandal ve komplo teorisiyle dolu. Sadece hiçbirinin gizemi Salvator Mundi’ye rakip olamıyor.

Yeni belgeler ortaya çıkmadıkça (bunca yüzyıldan sonrasında pek ihtimaller içinde değil) yada otantik bulunduğunu doğrulayacak yeni bir bilimsel yöntem bulunmadıkça (yapıt fazlaca zarar görmüş olduğu için bu da zor), tablo gizemini sonsuza kadar koruyabilir.

Yitik Leonardo belgeselinin yapımcılarından Andreas Dalsgaard, “yakında yeni bir informasyon çıkar, doğru olsa da olmasa da, medyanın her yanında patlar” diyor.

“Dünyadan saklandığı, geleceği ve akıbeti bilinmediği sürece, esrarengiz olmayı sürdürecek. Şundan dolayı sonuçta keyifli bir öykü.”

Comments are closed.