Suriye’de 10 yıl önce işlenen bir katliamla ilgili kanıtlar rapora yansıdı

(*10*)

Deraya

Kaynak, Karam Al-Shami

16 dakika önce

Mike Thomson, BBC News

Suriye’nin Başkenti Şam’ın kıyısındaki Deraya, Ağustos 2012’de muhaliflere yönelik operasyonlar başlamadan derhal önce yoğun bir bombardıman altında kaldı. 

Bu beklenmedik bir bombardıman değildi. 2011’de Suriye iç savaşı başladığından bu yana Deraya halkı, devlet başkanı Beşşar Esad’a muhalif bulunduğunu gizlemiyor; silahlı muhaliflere destek veriyordu. 

Sadece yoğun bombardıman bittiğinde, ürkütücü bir sessizlik başladı. Deraya sakini Tarek Jabir, “Bombalar durduğunda başka bir şeyin başlayacağını biliyorduk” diyerek o gerilmiş bekleyişi konu alıyor.

O tarihe dek ülkenin değişik bölgelerinde meydana getirilen katliamlara da şahit olan Jabir, tüm göstergelerin yeni bir katliama işaret ettiğini söylüyor:

“Mobil telefon hatları kesilmişti, şehrin çevresinde birçok denetim noktası kurulmuştu.”

Saatler sonrasında tabanca sesleri ve Suriye ordusuna bağlı askerlerin naraları duyulmaya başladı; kırım başlamıştı.

Görgü tanıklarının anlattığına nazaran askerler sırayla her bir eve girerek “teröristleri aradıklarını” anlatmaya başladı.

Deraya’da hepimiz, Şam yönetiminin “terörist” kabul etmiş olduğu silahlı muhaliflerin barındığını biliyordu. Sadece bir süre sonrasında halk, bu operasyonun muhalifleri değil sivilleri hedef aldığını “açıkça görmüş oldu.”

O dönem oldukça sayıda kişinin öldürülmesiyle ilgili Suriye devlet medyası, “Deraya’nın terörist artıklarından temizlendiğini” yazdı. Hükümet, yargısız infazların ve öteki cenk suçlarının işlendiğine dair suçlamaları reddetti.

Avukat Yasmine Nahlawi, İngiltere merkezli Suriye İngiliz Konsorsiyumu adlı grubun başlatmış olduğu bir incelemeye öncülük ederek Deraya’da yaşananları ortaya çıkarmaya çalıştı:

“Öldürülen 700’ün üstündeki kişiden 63’ü çocuk ve 36’sı hanımdı. Elleri bağlanıp öldürülen adamların içinde pijama ve terliğiyle olanlar vardı. Bunlar askeri hedefler değildi; bu direkt sivillere yönelen bir saldırıydı.”

Derayalı aktivistler, 24 Ağustos’ta süregelen kırım öncesi “Özgür Suriye Ordusu” adı altında savaşan silahı muhaliflerin çoğunun şehri terk ettiğini söylüyor.

O dönem 19 yaşlarında olan Meidyn (gerçek adını gizlemek isteyen bir Derayalı) yaşananların çoğuna şahit oldu. Askerlerin tek tek evlere girerek gençleri dışarı dışardığını, bunların bir kısmının derhal evlerinin önünde öldürüldüğünü söylüyor. Meidyn ve arkadaşı, bu esnada askerlerin görüş alanına girmemeye çalışıyordu:

“Biz yeraltında yaptığımız bir gizli saklı bölmede saklanıyorduk. Ne kadar korktuğumuzu tahmin edemezsiniz. Ölümle aramızda hiçbir şey yoktu.”

Kısa bir süre sonrasında hayatta kalanlar toplumsal medyada sivillere ilişkin bulunduğunu söyledikleri toplu mezarların fotoğraf ve videolarını paylaştı. Sadece bu görseller o dönem doğrulanamadı. Bağımsız gözlem grupları 100 ile 500 içinde Derayalının öldürülmüş olabileceği tahmininde bulunmuş oldu.

Nahlawi’nin ekibi ise araştırma sonucunda minimum 700 kişinin öldürülmüş olduğu sonucuna vardı. Bu araştırma esnasında kaybolan, gözaltına alınıp geri dönmeyen ve öldürülen her bir kişiyi kayıt alan bir mahalli grubun verilerinden yararlanıldı:

“Her bir kişiyi yaş, cinsiyet ve son olarak nerede görüldüğüne nazaran kayıt altına almışlar. Deraya’da gömülen 700 cesedin 514’ünün adları de biliniyor.

Araştırmacılar, görgü tanıklarına “katliamı işleyenler içinde İran destekli milis grupların ve Lübnan Hizbullahı militanlarının yer alıp almadığını” da sordu. Katliamı gerçekleştirenlerin aksanları, üniformaları ve üniformalarındaki sembollerden yola çıkarak bazı görgü tanıkları bu soruya ‘evet’ yanıtını verdi.

Kırım 26 Ağustos’ta, Esad’ın askerleri Deraya’dan çekildiğinde sonlandı. 

Sadece Derayalılar, kısa bir süre sonrasında, tam dört yıl sürecek olan bir kuşatma ve bombardımanla karşı karşıya kaldı.

Nahlawi, yaptıkları araştırma sonucunda hazırladıkları raporun Esad’ı olayın sorumluluğunu almaya iteceğinden şüpheli, sadece gene de “denemeye devam etmek mühim” diyor:

“Bir suçluya işlediği suçların yanına kalması için izin verirseniz, yalnız burada hiçbir mesele olmadığına ve cezasız kalacaklarına dair bir bildiri vermiş olmazsınız; bununla beraber başka suçların da işlenmesinin önünü açmış olmuş olursunuz. İşte bu tam olarak Ukrayna’da gördüğümüz şey.”

Bu katliamdan kurtulanlar için hakkaniyet arayışı daha oldukça kişisel. Hakkaniyet sağlanmadan ruh sağlıklarına kavuşamayacaklarından korkuyorlar. Süre içinde tüm dünyanın bu katliamı unuttuğunu; sadece kendilerinin asla unutmayacaklarını söylüyorlar.

Comments are closed.