Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, son raporunda Türkiye’nin içerisinde bulunduğu fon soruşturmasının ülkenin kredi notu üzerinde önemli bir aşağı yönlü baskı oluşturmayaceğini belirtti. Yetkililer, finansal sistemdeki gelişmelerin, düzenleyici otoritelerin hızlı ve etkili politika tepkisi sayesinde kontrol altına alındığını ve olayların geniş çaplı ekonomik olumsuzluklara yol açmadığını ifade ediyor. Uzmanlar, özellikle fonların tasfiye sürecinde atılan adımların, finansal piyasalarda ciddi bir dalgalanma yaratmadığını ve Türkiye’nin ekonomik göstergelerinde henüz olumsuz bir etki görülmediğini belirtti.
S&P değerlendirme ekibi, 16 Ekim tarihinde Türkiye’ye ilişkin bu yılki ikinci kredi notu ve görünüm raporunu yayımlamayı planlıyor. Kasım ayındaki bu raporda, yaklaşık dört ay önce yapılan değerlendirmede Türkiye’nin kredi notunun ‘BB-/B’ seviyesinde ve görünümünün ‘durağan’ olarak korunduğu hatırlatıldı. Analistler, bu süreçte Türkiye’nin makroekonomik göstergeleri, döviz kuru istikrarı ve finansal likidite durumu üzerinde olumsuz bir etkide bulunmadığına dikkat çekiyor. Özellikle, piyasalarda yaşanan kısa süreli dalgalanmaların, Türkiye ekonomisinin temel altyapısına zarar vermediği vurgulanıyor.
Uzmanlar, fon soruşturmasının ikincil etkilerinin sınırlı kalacağına inanıyor. Ekonomik güven ve hane halkı davranışlarının, büyük ölçüde istikrarlı kalmaya devam ettiğini belirten analistler, Türkiye’nin rezervlerinin ve net rezerv seviyelerinin de olumsuz etkilenmediğine işaret ediyor. Merkez Bankası’nın enerji fiyatlarının yükselişine karşı rezervleri dikkatli kullanması ve sonrasında rezervleri tekrar artırmaya yönelik adımlar atması, ülkenin kredi notunu destekleyen faktörler arasında gösteriliyor. Ayrıca, yüksek enflasyon ve ekonomik büyüme hedefleri doğrultusunda yapılan değerlendirmelerde, makroekonomik göstergelerin sürdürülebilirliğine dair iyimserlik hakim. Hane halklarının döviz yerine yerli para birimini tercih etmeye devam etmesi ve dolarizasyon oranlarının stabil kalması, finansal piyasalarda olumlu bir gelişme olarak görülüyor. Bu gelişmeler, olayların sınırlandırılmış ve ikincil etkilerin az olduğu izlenimini pekiştiriyor. Kuruluş, olayların finansal sistem üzerinde kalıcı bir hasar bırakmadığını ve kredi notlarıyla ilgili kararların, büyük ölçüde komite toplantısında alınacağını belirtti. Bu nedenle, sürecin ilerleyen aşamalarda olası riskleri ve etkileri yakından gözlenmeye devam ediliyor.
Türkiye’nin ekonomik görünümüne ilişkin yapılan değerlendirmelerde, büyüme ve enflasyon rakamlarının öngörüler doğrultusunda olduğu kaydediliyor. Vartapetov, enflasyonun yüzde 30 seviyesinde seyrettiğini ve ekonominin yaklaşık yüzde 3 civarında büyüyeceğini öngördüklerini belirtiyor. Aynı zamanda, rezervlerin yeterlilik durumu, kredi notu açısından kritik bir parametre olarak öne çıkıyor. Merkez Bankası’nın rezervleri enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle zaman zaman kullandığını, ancak bunları tekrar eski seviyelerine getirdiğini vurgulayan uzmanlar, rezervlerdeki toparlanmanın kredi notunu destekleyen bir gelişme olduğunu sözlerine ekliyor. Ayrıca, hane halklarının davranışlarının da istikrarlı olduğunu ve dolara geçiş olasılığının yüksek olmadığını belirten uzmanlar, jeopolitik gelişmeler ve yüksek enerji fiyatlarına rağmen finansal piyasalarda ciddi bir stres yaşanmadığını belirtiyor. Kuruluşlar, sürecin sadece dar bir varlık sınıfıyla sınırlı kalması halinde, yatırımcı güveni üzerinde büyük bir olumsuz etkinin oluşmayacağını ifade ediyor. Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinin temel göstergeleri olumlu karşılansa da, olayların seyrine göre gelişmeler yakından takip edilecek ve olası riskler değerlendirilerek gerekli güncellemeler yapılacaktır.
